|
Belediye Başkanımız Fadıl KESKİN'in 9 Ocak Kurtuluş bayramı konuşmasıdır. Değerli Hemşerilerim,
Bugün Dörtyol halkının en büyük bayramıdır.
Coşkuyla, eğlenceler
ve şenliklerle kutladığımız gündür.
Aynı zamanda
bugün;
Çocuklarımıza
kurtuluş mücadelesini, dedelerinin inanç ve ideallerini, şehitlerimizi anlatma
günüdür.
“Çünkü tarih,
uyaran, yol gösteren en büyük öğretmendir.”
Bugün, sömürgeci Fransa’yı vatan
topraklarından kovduğumuz günün yıldönümünü kutluyoruz.
Şüphesiz
olaylar tarihte kalmıştır. Ama hesaplar ve niyetlerin, olaylarla beraber tarihe
gömülmediğini görmekteyiz.
Kısa bir
süre önce Fransız Parlamentosu sözde “Ermeni Soykırımını” yok sayan düşünceye
hapis cezası getiren yasayı kabul ediyor. Devlet görevlilerimizin bütün
uyarılarına rağmen düşüncelerimize itibar etmiyor, hatta Fransa Cumhurbaşkanı
bu aşamada Sn. Cumhurbaşkanımızın telefonlarına dahi çıkmıyor.
Fransa
“Ermeni Soykırımı” yalanını dünyaya kabul ettirmenin öncülüğünü yapmaktadır.
Türk
Milletimizin alnına soykırım iftirasını sıvamaya niyetlidir. Son 37 yıldan beri
yoğun bir çaba içerisindedir. Bugün Fransa’yı takip ederek Avrupa’nın 18
ülkesinde ve Avrupa Parlamentosunda “Ermeni Soykırımı” kanunu kabul edilmiştir.
Türkiye bu
yalanı kabul etmeye zorlanmaktadır.
Fransa
Ermeni avukatlığı yapmıyor. Ermenileri kullanarak Türkiye’ye karşı kendi özel
politikalarını sürdürüyor.
Tarihte
Ermeni ayaklanmasının ardındaki 3 devletten biri olan Fransa.
1918’de
savaşın sona erdiği günlerde Ermeni çetelerini, katil sürülerini toplayıp
Fransız Lejyon üniformasıyla Hatay’a, Antep’e, Maraş’a, Adana’ya, Tarsus’a
yığan Fransa.
Bu
bölgelerdeki Türk katliamını; tescilli cinayet çetelerini kullanarak tarihin en
kanlı, en kirli savaşlarından birini yürüten Fransa....
İşte bu
Fransa, ülkemize karşı bugün de, en kirli politik ve psikolojik savaşını
sürdürmektedir.
Türkiye
içinde, politika ve basında yer tutmuş, devşirme paralı köleler, bu konuda bizi
uyutmaya çalışıyor; “yok Fransa’da 500 bin Ermeni yaşıyormuş ve bunlar iyi lobi
yapıyorlarmış ve seçimlerde Ermeni oylarına talip partilerde bunlara sahip
çıkıyorlarmış. Yani soykırım kanunu “Fransa’nın iç Politik hesaplarına
dayanıyormuş.” Bu sözler bizleri uyutma yalanıdır.
500 bin
Ermeni 60 milyon nüfuslu Fransa’yı teslim mi aldı? Fransa’nın dış
politikalarını 500 bin göçmen mi tayin ediyor.
Bu zavallı
Ermeni gruplarının bunu başarmaya gücü yeter mi?
İşin doğrusu,
özü şudur;
Ermeniler Fransa’yı
değil, Fransa Ermenileri kullanmaktadır. Dün olduğu gibi bugün de, zavallı Ermeniler,
Fransa ve ortaklarının oyuncağıdır.
Bu oyuncak
kirli, kinli ve kanlı bir oyuncaktır.
100 yıl önce
Ermeni kapanıyla Türk'e, bela ve ölüm tuzağı kuranlar, bugün aynı oyunu PKK
maşasıyla oynamaktadır.
100 yıl önce
Taşnak çetelerini silahlandıran, eğiten, destekleyenler; bugün PKK katillerini
silahlandırıyor, eğitiyor, yönlendiriyor ve milletimizin başına belayı sarıyor.
Fransa son
iki asır içinde kendini güçlü hissettiği ve fırsatlar yakaladığı her dönemde,
Doğu Akdeniz üzerinde kendisi için hak ve söz sahibi kabul etmiştir.
Bu
iddialarını 900 yıl öncesinde Haçlı seferlerine katılan Fransız
şövalyelerininden kaynak bulduğunu biliyoruz.
Fransa, doğu
Hıristiyanlığı için hamilik taslamayı sevmektedir.
Aynı hamilik
iddiasına zaman zaman başka devletlerde soyunmaktadır.
Tarih bu
hamiliğin, doğulu Hıristiyan halklarına; felaket, kan ve gözyaşından başka bir
şey getirmediğini göstermektedir.
Topraklarımızın
Fransız işgalinde yaşadığı dönemde, burada babalarımızın, dedelerimizin
yaşadıklarında büyük dersler ve ibretler vardır.
Fransız
idaresi, din, mezhep ve etnik kökenlere göre; bizi dilim dilim ayırıp ayrı
statülere tabi tuttu. Ayrı meclisler, temsilcilikler oluşturdu.
Birbirimize
karşı tahrikler tezgâhladı. Aramıza nifak tohumları saçtı. Bütün bu kirli
oyunların amacı bizi bize karşı kullanarak, bizi bize kırdırmak, sömürge geleneğini
sürdürmekti.
Son yıllarda
kıpırdanmaya başlayan benzeri tezgâhlara, sinsi oyunlara hepimiz dikkatli ve
uyanık olmalıyız.
Dini,
mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsun bütün hemşerilerimiz bizimdir, bizdendir
ve bizimledir.
Asırlara kök
salmış ortak kültürümüz, bir arada yaşama gelenek ve terbiyemizin, kader
birliğimizin yoğurduğu tek toplum tek milletiz.
Biz hepimiz;
bu mübarek toprağın ve büyük Türk milletinin evlatlarıyız.
Tarihi geri
döndürmek kimsenin elinde değildir. Tarihin çöplüğünde eşelenmenin kimseye
fayda getirmediğini unutmamalıyız.
Yaşadıklarımızdan
ve bugün yaşamakta olduklarımızdan dersler çıkarmalıyız.
Aziz
hemşerilerim; Dörtyol’umuzun düşman işgalinden kurtuluşunu kutladığımız bu
kutlu ve mübarek günde, yakın tarihimizin ışığında ifade ettiğim sözlerimin
düşündürücü ve uyarıcı olmasını dilerim.
Sevgili
Dörtyollular bundan sonraki yıllarda her Dokuz Ocak’ı, artan bir neşe, artan
bir huzur ve kardeşlik duyguları içinde, çocuklarımızın ellerinde yükselen
bayrağımızın gölgesinde güven ve gurur içinde kutlamanızı dilerim.
Aziz
şehitlerimizi rahmetle anıyor, hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum!
|